Kaymak Gibi Seks Hikayeleri!

Sikimin Kısmeti Bir Açıldı Pir Açıldı! (2)

Webcammen met de geilste amateurs thuis!

Sikimin Kısmeti Bir Açıldı Pir Açıldı! (2) (Rüzgar 27 Y., Mersin)

Arkadaşlarla buluşmam gerekiyordu ve ben bunu tamamen unutmuştum. Tam kalktım üzerimi giyinmeye başladım ki, telefonuma bir mesaj geldi. İlknur göndermişti. Mesajı açıp, "Geçirdiğimiz harika zaman için sana çok teşekkür ediyorum!" yazısını gördüğümde çok sevinmiş ve kibirlenmiştim. İlk deneyimim olmasına rağmen bu denli beğenilmek ve pohpohlanmak çok hoşuma gitmişti. Giyinip çıktım evden ve arkadaşlarla herzaman buluştuğumuz internet cafede buluşup, vakit geçirmeye başladık.

Bir ara, adı Barış olan arkadaşım, "Kanka, Chatte düşürdüğüm bir kızla buluşma ayarladım!" diye seslendi bana. Ben de, "Ablası filan yok muymuş, banada ayarlasın birini?" dedim. Barış, "Bilmiyorum kanka, bir görüşeyim sonra sana bilgi veririm!" dedi. Onlar bilgisayarın başında otururken, ben dışarı çıktım ve bir sigara yaktım. O sırada İlknur'u arayıp hal hatır sormayı da ihmal etmedim. İş görüşmesi başarılı geçmemiş ve yine evde pinekleyeceği için canı çok sıkılmıştı. "Bir kaç gün sonrasına bugünkü olayı tekrarlarız!" sözlerinden sonra kapadık telefonu. Sigaram bitip, içeri girdiğimde, Barış, "Yarın kız geliyor, ismi Tuğçe!" dedi...

Ertesi sabah Tuğçe'nin nasıl bir şey olduğunu merak ederek, kahvaltımı bitirir bitirmez cafeye gittim. Barış'ın yanında, bir kız oturuyordu. Tuğçe olmalıydı bu. Biraz kilolu, ancak yüzü gayet sevimli ve güzel bir kızdı. Kısa bir tanışma faslından sonra, Tuğçe ile samimiyeti ilerletmiş ve gerekli mevzuları konuşma cesaretini yakalamıştım kendimde. Tuğçe'nin bir kuzeni olduğunu öğrendiğimde çok sevindim ve kuzeniyle tanışmak için can attığımı söyledim. Tuğçe de, "Yarın sizi tanıştırabilirim!" dedi. Ben Barış'a, "Kanka sen gerekli görüşmeyi ayarla, ben okula gidiyorum!" deyip okulun yolunu tuttum.

Haftasonuydu. Barış'ı aradım ve yerini öğrenip buluştum. Tuğçe'nin dershaneden çıkacağını, kuzeni ile aynı dershanede okuduğu için ikisi ile de görüşeceğimizi söyledi. Enteresan bir heyecanla beklemeye başladım çıkış saatinin gelmesini. Barış ise, "Kanka evde herşey hazır. Ailem zaten yok, temizliği de yaptım, bir yolunu bulup hatunları eve götürebilirsek her şey tamamdır!" dedi. Buluşma saati geldi çattı. Dershane çıkışında pineklemiştik, gözlerimiz Tuğçe'yi arıyordu.

Nihayet Tuğçe gözüktü iri cüssesi ile. O bize doğru yürürken yanında kimse olmayışı dikkatimi çekti ve içimde tarifsiz bir hayal kırıklığı yaşadığımı hissettim. Tuğçe bunu anlamış olacak ki, "Merak etme, kuzenim hocaya bir şey sorup hemen gelecek!" dediğinde inanılmaz rahatladım. Kısa bir bekleyişten ve hoş beşten sonra, kapıda görünen filinta gibi kız, benim de Barış'ın da nefeslerimizi kesti. Tuğçe bunu farkettiğinde Barış'a dikkatlice baktı ve "Barış! Gözlerinle şuan soymaya çalıştığın kız kuzenim olur. Ayrıca sana değil, Rüzgar'a ayarlayacağım onu!" diyerek kıskançlık krizini açıkça belli etti :)

Bizleri tanıştırdı. Kuzeninin ismi Ayşegül imiş. Havanın kararmasına uzun bir zaman vardı ve kızların hava kararıncaya kadar izinli olduğunu biliyorduk. Biraz sahilde yürümeye karar verdik. Mersin sahilini bilen bilir, uzun bir kordondur ve keyifli yürüyüşler yapılır. Yorulduğumuzu hissettiğimizde, Barış'la Tuğçe ayrı bir banka, biz ayrı banka oturup sohbete başladık. Ayşegül benimle yaşıt, yani 18 yaşında, ancak yaşından büyük gösteren olgun bir kızdı. Boyu, 1.65 civarında idi. Vücudu çok biçimli, kalçaları çıkık ve giyinmeyi çok iyi bilen, kendisine yakıştıran biriydi. İlk izlenimlerimden yola çıkarak, bakire olmaması için Tanrı'ya dualar etmeyi de ihmal etmiyordum tabi.

Velhasıl, biraz sohbetten ve tanışmadan sonra birbirimizden hoşlandığımızı farkettik. Nasıl olduğunu halen anlamadığım bir şekilde dudaklarımızı birbirine kenetlenmiş buldum. İnanılmaz bir durumdu ve ben gerçekten nasıl olduğunu halen anlayabilmiş değilim. Bizden cesaret almış olacaklar ki, Barış ile Tuğçe de öpüşmeye başlamışlardı. Öpüşmemiz benim telefonumun çalmasına kadar devam etti. Arayan İlknur'du. Haliyle cevap vermedim ve meşgule düşürdüm. O an telefonumun çalmasına çok kızdıysam da, Ayşegül'ün, "Hadi biryerlere gidip oturalım!" demesi ile sinirim yerini umuda bıraktı. Ben biraz çekingen bir eda ile, "Eve gitmeye ne dersiniz, ben biraz acıktım ve canım inanılmaz makarna çekiyor, sizleri bulmuşken hünerlerinizi görmek istiyorum!" dedim. Kısa bir düşünme faslından sonra olur verdiler. İnanın makarnayı hiç sevmem. Ama bir dergide kızların makarna yapmayı sevdiğine dair bir yazı okumuştum. Neticede işe yaradı.

Eve girince makarnayı falan boş verip, Ayşegül'ü, önceden hazırlanmış olan Barış'ın abisinin odasına götürdüm. Tuğçe ve Barış umurumda bile değildi. Tek derdim biran önce Ayşegül ile sevişip rahatlamaktı. Çünkü bankta yaşadıklarım bu kızın hızlı olduğunun göstergesiydi ve ben de hiç zaman kaybetmeyi düşünmüyordum. Kapıyı ardımdan kilitleyip, yüzümü Ayşegül'e dönmemle dudaklarımızın birleşmesi bir oldu. Nefes almadan öpüşüyordum ve ellerim direk kalçasına gitmişti. O güzel yuvarlak kalçalarını okşarken kendimden geçmiştim. Ayşegül'ün bodysini bir çırpıda çıkarıp attım. Lila rengindeki sütyeni ile çok büyük olmayan göğüsleri karşımda duruyordu şimdi.

Kızın kot pantolonu halen üzerindeydi, ama henüz çıkarmayı düşünmüyordum. Ayşegül gözlerimin içine ürkekçe bakıyor ve bu durum beni biraz geriyordu. Ya bakire ise, benim için inanılmaz bir hayal kırıklığı olurdu bu. Bu düşüncelerle birlikte dudaklarını emmeyi bırakıp yavaşça boynuna ve sütyeninin üzerinden gerdanı ile açıkta kalan yerleri emmeye yalamaya başladım. Çok zevk almış olacak ki, nefes alış verişi sıklaşmış ve küçük iniltiler çıkarıyordu. Elleri saçlarımda dolaşıyor, fırsatını bulduğunda dudaklarını boynuma gömüyor, o da benim boynumu ve ensemi dudakları ile ıslatıyordu. Ve bu durum beni dahada tahrik ediyordu.

Elimi kotun üzerinden amcığının hizasına getirdim ve okşamaya başladım. Ama bu beni kesmiyordu. Diz çöktüm önünde ve göbeğine doğru indim dilim ile. O sırada ellerimle sütyenin kancalarını açtım ve göğüslerini serbest bıraktım. Göğüsleri ufak olmasına karşın, göğüs uçları inanılmaz büyük ve sertti. Ellerimle uçlarını oynamaya başladığım sırada, dilim halen göbeğinde ve kotunun hemen üst kısmında açıkta kalmış kasıklarında geziniyordu. Bacaklarının direncini kaybettiğini farkettiğimde yavaşça oturttum ve uzanmasını sağladım tek kişilik yatağa. Üzerine çıktım ve bacaklarının arasındaki yerimi aldım. Bir süre daha o enfes dudaklarını öptükten sonra göğüslerine doğru indim. Uçlarını ısırıp emdikten sonra, olayın başından beri istediğim o anın biran önce gelmesi için kotun düğmelerini açmaya çalıştım.

Ancak Ayşegül engel oldu ve gözlerime bakarak, "Bakireyim!" dedi. Tam bir hüsran ve hayal kırıklığı oldu benim için. Yüzüm asılmış ve sinirlenmiştim. Ayşegül bu durumu farketmiş ve özür diliyordu. Ben, "Önemli değil! Yüzeysel bir şeyler yaşayalım o halde?" dediğimde, Ayşegül, "Ama, senin için de bir sakıncası yoksa arkadan yapabiliriz!" dedi. Henüz bir gün önce milli olmuş biri olduğumu bilmiyordu ki, bana arkasını güvenirken :)

"Olur tabi!" dedim ve kotun düğmelerini çözüp, siyah klasik külodunu bacaklarından aşağı doğru sıyırdım. Henüz birkaç günlük kılları olan mis kokulu amcığı burnumun dibindeydi. Kokusunu içime doğru çekip yavaşça dilimle buluşturdum o tatlı amcığını. İlk temasımda kasıldı ve "Lütfen devam et, durma!" dedi. Durmaya niyetim yoktu zaten ve biraz daha hızlanarak amcığını emip, klitorisini dillemeye devam ettim. Ayşegül kesik kesik inliyor, ellerini bir saçlarıma, bir kendi göğüslerine götürüp, ne yapacağını bilemez halde altımda kıvranıyordu. Dilimi amında daha ustaca kullanıp, onu iyice çıldırttıktan sonra, dilimi götünün o yarak yemeye alışık deliğinde gezdirmeye başladım.

Müthiş heycanlıydım ve ilk kez olacağını kesinlikle söylemeyi düşünmüyordum. Bu işi başarabileceğimi düşünerek kendimden emin ve tecrübeli görüntümle götünü yalamaya devam ediyordum. Mutluydum. Çünkü daha dün bir bugün iki, hem amdan hemde götten milli oluyordum. Kendimi şanslı hissettim. Ama bunlar sadece başlangıçtı...

Dilimle yeterince yumşadığını düşündüğüm götünde oyalanmaya devam ediyordum. O ise kesik kesik inliyordu. Elimi klitorisine atıp ileri geri yaparken, am suları ile dilimden bulaşan tükrüğüm nedeni ile inanılmaz kayıyordu parmaklarım amcığının üzerinde. Parmaklarım klitorisinin üzerinde hızlı bir şekilde git gel yaparken, Ayşegül'ün kasıldığını ve inleyerek, titreyerek orgazm olduğunu gördüm. Çok rahatlamış görünüyordu, ama ben henüz hiç birşey yaşamamıştım. Göt deliğini biraz daha yaladıktan sonra, bir parmağımla içine çok rahat girebildim. Götü sıcak ve dardı. Bazen kasılmaları devam ettiği için, büzüğünün parmağımı sıkıp gevşettiğini hissedebiliyordum, ancak bu çok kısa sürüyordu.

Ben de soyunup, boxerimi dizlerime indirerek domalmasını söyledim. Ne yaptığını bilen bir halde eline geçirdiği yastığı kasığının altına koyarak kalçası bana dönük bir şekilde uzandı. Altına koyduğu yastık sayesinde kalçası dışarıda duruyor ve bu pozisyonda amcığı daha çok davetkar geliyordu bana. Amcığı adeta sulanmış ve olgunluktan yarılmış şeftali gibi duruyordu. Sikimle amcığına fırça çekmeye karar verdim. Bu sayede amcığındaki sıvılarla sikimi kayganlaştırabilir ve götüne girerken daha rahat ederdim. Amcığına sikimi sürdüğüm anda inanılmaz bir ateşin beni içine çektiğini farkettim. Yavaşça amcığının deliğine sikimin başını hizaladım ve ucunu sokmaya çalıştım içine.

Ayşegül başını korkuyla geriye çevirdi ve ne yapıyorsun dercesine bir bakış attı. Ona, "Merak etme, çok güzel görünüyordu, sadece ucuyla girip çıkmak istiyorum, kızlığına zarar vermeyeceğim!" dedim. "Peki, ama dikkat et!" dedi. Birkaç git gel yaptıktan sonra sikimin başında inanılmaz bir ıslaklık ve kayganlık oluştu. O an onu sikip kızlığını bozmamak için kendimle tarifsiz bir savaş veriyordum. Sikimin yeterince kayganlaştığını düşündüğümde, götünün deliğini hafifçe tükrükledim ve sikimin başını dayayıp zorlamaya başladım. Sandığım kadar zor olmamıştı götüne başının girmesi, ancak bunu birde ona sormak lazımdı sanırım. Küçük bir çığlık attı ve kalçasını öne doğru kaçırdı.

Kasıklarından yakaladım ve daha fazla gitmesini engelleyip yavaş yavaş yüklenmeye başladım. Sikim götünün içine doğru girdikçe dayanılmaz bir zevk ve heyecanla sikimdeki kasılmaları hissedebiliyordum. İleri geri hareket ettirerek yarısından çoğunu götünden içeri iteklemiştim ve bu durumda saatlerce kalabilirdim. Ayşegül kalçasını hiç hareket ettirmeden alışmaya çalışıyordu sanırım. Çok canı yanıyor olmalıydı. Ama ben bu konuyla hiç ilgilenmiyordum. Biraz daha zorlayarak sikimin tamamını götüne soktuğumda kolumu boynuna doladım, üzerine doğru eğildim ve kafasını yukarı doğru çekip kulak arkasını emmeye başladım.

Bulunduğumuz pozisyon inanılmaz tahrik ediciydi. Götü o kadar güzeldi ki, içinde olduğum için kendimi şanslı görüyordum. Yavaş yavaş hızlanıyordum. Ben hızlandıkça o kendini kaybediyor ve titreye titreye eşlik ediyordu benim darbelerime. Bir süre sonra götü iyice alıştığında, "Ohhh, harikasın, ne olur hiç çıkma içimden!" kelimeleri dökülüyordu ağzından. Ve bu durum beni dahada gaza getiriyordu.

Dört ayak pozisyonuna aldım Ayşegül'ü. Kalçalarını ellerimle ayırıp sikimin götüne giriş çıkışını daha rahat görmek istiyordum. Bazen kasılıyordu ve kasıldığı anda sikimi öyle sıkıyordu ki göt deliği, zevk kat sayımı arttırıyordu bu durum. Elimi önüne doğru uzatıp, klitorisini okşamaya başladığımda, Ayşegül'ün daha bir heyecanlı, daha bir istekli olduğunu gördüm. Ve çok uzun sürmeden kasıla kasıla kesik çığlıklar ve hızlı nefes alış veriş eşliğinde, ağlar gibi sesler çıkararak yaklaşık 2 dakika boyunca orgazm oldu. Ben de daha fazla dayanamadım ve götünün içine boşaldım. İçinden çıkmadan öylece uzandım üzerine. Omuz başlarını öpüyor, küçük ısırıklarla bir nevi teşekkür ediyordum, bu zevki bana yaşattığı için.

Daha sonra giyinip Barış'ların yanına gitmeye karar verdik. Ana koridora geldiğimizde Barış'ın odasından halen inleme sesleri geliyordu. Sanırım işleri bitmemiş diye düşündük birbirimize bakıp. Salonda bir süre bekledikten sonra, Barış'la Tuğçe de çıktı odadan. Kızları evlerine bırakıp, biz de dağıldık...

Ayşegül ile bu olayın üzerine birkaç kez daha görüştüm ve götten siktim onu. Sonra nedendir bilmem, arayıp konuşmalarımız azaldı ve nihayetinde bitti. İlknur'u, benim ilk siktiğim kadınımı 3 ay boyunca sürekli siktim. Ondan da ayrıldım neticede. Ve yaz tatili geldiğinde aklımda kendimle ilgili planlarım vardı. Yaşım 19 olmuştu ve Üniversite sınavına girmiştim. Sonucu beklerken dükkanda oyalandım ve nihayet sonuç açıklandı. Soğuk bir memleketin büyük bir Üniversitesinde 6. tercihim tutmuştu. 2 yıllık muhasebe bölümü beni bekliyordu. Bu benim için yalnızca kariyer değil, yeni kızlar, yeni bir hayat demekti. Özgürlüğüm ve hayatım bundan sonra başlıyormuş. Bunu oraya gidince anladım.

Kaydoldum ve okulların açılmasını bekledim. Nihayet açılmıştı. Okulun ilk günü, henüz adımımı atar atmaz, buranın bana çok ama çok farklı heyecanlar yaşatacağını anlamıştım. Birkaç adım yürüdükten sonra, adının Bahar olduğunu sonradan öğrendiğim türbanlı bir kızın, "Arkadaşım, bakar mısın?" demesiyle arkamı döndüm...

Gördüğüm şey nutkumun tutulmasına neden oldu. Galiba sikimin kısmeti bir açılmış, Pir açılmıştı!

[Rüzgar]

Seks Hikayeni Yolla! « Ana Sayfaya Dön!

18+ YASAL UYARI:
Kaymak Gibi 66Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir. 18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Erotik Seks Hikayesi okumak kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
Copyright © All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: