Kaymak Gibi Seks Hikayeleri!

Sikilecek Kız Var Sevilecek Kız Var! (1)

Webcammen met de geilste amateurs thuis!

Sikilecek Kız Var Sevilecek Kız Var! (1) (Melek 19 Y., Bursa)

Selam, ben Melek. Uzun, siyah saçlı ve beyaz tenliyim. 1.67 boyunda, 55 kilo, iri göğüslerimle çoğu erkeğin yarrağını kaldırabilecek bir hatunum. Sizlerle hikayemi 2 sene önce başımdan geçen ilk deneyimimden başlayarak paylaşmak istiyorum. 17 yaşımdayken Face aracılığıyla Fırat isminde biriyle tanıştım. Benden bir yaş büyüktü ve müzikle uğraşıyordu. Ortak arkadaşımız çoktu. En yakın arkadaşım Ezgi'yle de yakın arkadaştı. Başta emin olamasam da, sonunda bu konuyu Ezgi'yle konuşmaya ve Fırat'a olan duygularımı Ezgi'yle paylaşmaya karar verdim.

Ezgi Fırat'a karşı hissettiklerimi duyunca başta şaşırdı, ama sonra, "Haftasonu Fırat kafede sahne alacak, ben gideceğim, istersen sen de gel, hem tanışmış olursunuz. Öyle Face'den konuşarak olmaz!" diyerek, beni haftasonu kafedeki partiye gitmeye ikna etti. Haftasonuna kadar heyecandan elim ayağım birbirine karıştı. Ne giyeceğim, saçımı nasıl yapacağım diye Ezgi'nin başının etini yedim. Öyle böyle haftasonu geldi çattı. Fırat'a güzel görünmek için mini bir kot etekle, sıfır yaka, kolsuz bir tişört giyip, sade bir makyajla Ezgi'yi almaya gittim.

Ezgi beni kapıda görünce gözlerini faltaşı gibi açıp, "Kızım çok tatlı olmuşsun, eteğine bayıldım!" diye götümü kaldırdı. Ezgi beğendiyse Fırat da beğenir düşüncesiyle durağa yürüdük. Ezgi yol boyunca Fırat'ı anlattı. Fırat'ın Bursa'da sikmediği kız kalmadığından, eğer çıkarsak dikkat etmem gerektiğinden bahsetti. Bense içimden (Sikilecek kız var, sevilecek kız var!) diyordum.

Otobüsten inince bizi Ezgi'nin sevgilisi Burak karşıladı. Kafeye vardığımızda, Fırat kapının önünde gelenlerin biletlerini kesiyordu. Ezgi'nin sevgilisi sağolsun, bize de bilet ayarlamıştı. Ezgi kulağıma, "Bak orda!" diye fısıldayıp gülümsedi. Biletimi çıkarıp Fırat'a uzattım. "Hoşgeldin, Melek değil mi?" diyerek gülümsedi. "Evet!" deyip gülümsedim ben de. Eliyle içeriyi işaret edip, "Şimdi geliyorum ben de, siz geçin!" dedi. Ezgi'lerle beraber içeri girdik, boş bulduğumuz bir masaya oturduk. Herkes elinde sigarası, kolunda sevgilisiyle eğleniyordu.

Hayatım boyunca daha önce hiç bulunmadığım bir ortamın içindeydim ve ortalık leş gibi sigara kokuyordu. O güne kadar ağzıma sigara sürmemiştim. Kafedeki çoğu kişiyi Face üzerinden tanıyordum, ama konuşmuşluğum yoktu. Yarım saat içinde oturduğumuz masanın etrafına insanlar doluştu. Ezgi buralarda fazla takıldığı için herkesi tanıyordu. Yanımıza gelip selam verenimiz eksik olmuyordu, Ezgi sağolsun. Ama benim gözlerim Fırat'ı arıyordu. Halen yoktu ortada.

Lavaboya gitmek için üst kata çıktım. Tam lavaboya girecekken, lavabonun yanındaki deponun aralık kalmış kapısının arkasındakilere takıldı gözüm. Çocuğun biri, kızı bulaşık makinesi gibi birşeyin üstüne oturtmuş, memesini avuçluyordu. İçimden gülmek geldi, ama farketmelerinden korkup hemen lavaboya girdim.

Aşağı indiğimde Fırat benim yerime oturmuş, elinde sigarasıyla Ezgi'ye birşeyler anlatıyordu. Yanlarına gittimç Fırat geldiğimi görünce hemen kalktı oturmam için. Cebinden paketi çıkarıp, bana bir sigara uzattı. Sigaradan nefret eden ben, sadece o an Fırat'a ayak uydurmak için, onu geri çevirmedim. Acemice parmaklarımın arasına alıp bana uzanan çakmakla yaktım sigarayı. İlk çekişte öksürüklere boğulup rezil olacağımı düşünüyordum, ama hiç de öyle olmadı. Kırk yıllık orospular gibi derince içime bir nefes çektim.

Fırat yüzüme bakıp gülümsüyordu. O an sol yanağındaki gamzesini farkettim. Aslında çok yakışıklı bir çocuk değildi, ama beni heyecanlandıran birşey vardı onda. Saatlerce o masada oturup muhabbet ettik. Bir ara bana, "Çok güzel görünüyorsun!" dedi. Yüzümün kızardığını hissettim. Sonra beraber sahneye çıkanları dinledik. Büyülenmiştim adeta. Güzeldi, çok güzeldi. Parti bittiğinde numaramı istemesini bekledim, ama istemedi. Sadece elimi sıktı samimiyetle. Eve Ezgiyle döndük. O günden sonra Fırat'la hiç konuşmadık.

Okuldan eve döndüğüm birgün telefonuma bir mesaj geldi. Fırat Ezgi'den numaramı almış, nerde olduğumu soruyordu. Evde olduğumu söyledim. Kafeye gelip gelemeyeceğimi sordu. Heyecandan dilimi yutacaktım. Yarım saat içinde hazırlanıp yola çıktım. Fırat beni kafenin yakınındaki duraktan aldı. Kafeye gidene kadar okul ve müzik hakkında konuştuk. Kafeye varınca Fırat hemen iki bira söyledi. Bana içermisin diye sormadı bile. Sigara gibi, alkol de içmemiştim daha önce hiç. O an farkettim ki, Fırat'a ayak uydurayım derken hayatımı mahvediyorum. Ama açıkçası bu umurumda değildi. O an önemli olan tek şey Fırat'ın yanımda olmasıydı.

Saat nerdeyse 22:00'ye geliyordu. Fırat'a artık kalkmam gerektiğini söylediğimde hiç itiraz etmedi, hesabı ödeyip kalktık. Durağa doğru yürürken elimi tuttu. Ne bir teklif gerekliydi, ne de seni seviyorum demesi. Artık benimdi. Okulda, evde, bütün gün, bütün gece Fırat'la konuşuyorduk. Gecem de, gündüzüm de, o olmuştu artık. Bu arada babam beni dershaneye yazdırmıştı. Okuldan dönünce dershaneye diye çıkıp Fırat'la buluşmaya gidiyordum.

Yine buluşacağımız bir gün, Fırat, her zaman buluştuğumuz kafeden farklı bir yere gelmemi istedi. Daha önce hiç gitmediğim bir yerdi. Durakta inince, yolda gördüğüm insanlara sora sora dediği yere geldim. Beş dakika içinde geldi aldı beni. Yanında tanımadığım bir arkadaşı vardı. Elimden tutup, "Hoşgeldin aşkım!" deyip sarıldı. Yürümeye başladık. Nereye gittiğimizi sormak istemedim, ama başıma gelecekleri biliyormuş gibi, önceki akşamdan amımı temizlemiş, bacaklarıma ağda yapmıştım.

Bir eve geldik. Yanındaki arkadaşının eviymiş burası. İçeri girerken, çocuk sağı solu kolaçan edip arkamızdan geldi. Fırat bana bir odayı gösterip, kendisini içeride beklememi söyledi. Odaya geçtim, çantamı sehpanın üzerine bırakıp koltuğa oturdum. Kısacık şortum oturunca külodumun hizasına gelmişti. Biraz sonra Fırat yanıma geldi ve kapıyı kapatıp, kilitledi. Yanıma oturdu, bir elini omzuma attı, "Çok özledim seni!" deyip boynuma eğildi. İçimden ılık birşeylerin aktığını hissettim. Olacakları tahmin ettiğim halde ve bunun yanlış olduğunu bilmeme rağmen Fırat'a karşı koyamıyordum.

Dudakları boynumdan çeneme geldi. Önce çenemi öptü, sonra dudaklarını ıslatıp dudaklarıma yapıştı. Şimdiye kadar herşey masum gibi geliyordu bana. Ama Fırat'ın elini tişörtümün içinden atıp göğsümü avuçlamasıyla birden herşey edepsizleşti. Durmam gerektiğini biliyordum, ama durmadım. Ne olacaksa olsun deyip kendimi Fırat'a bıraktım. Elimi tutup yavaşça pantolonunun önüne koydu. Ne istediğini anlamıştım, pantolonunun üzerinden yarağını avuçlayıp okşamaya başladım. Bu benim ilkimdi ve avuçlarımın arasında gittikçe sertleşip büyüyen canlı bir yarak vardı.

Fırat önce benim şortumu, sonra kendi pantolonunu çıkarıp, beni kucağına aldı. Yarrağı boxerinin altından külodumu zorluyordu. Tişörtümü boğazıma kadar sıyırıp, sütyenimin üzerinden memelerimi sıktı. Bir göğsümü sütyenimden kurtarıp ağzına aldı. Dilini göğsümün ucunda dolaştırıyor, zaman zaman ısırıyordu. Sonra diğer göğsümü... Bu, şimdiye kadar hiç yaşamadığım bir hazdı ve ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Amım sırılsıklam olmuştu ve her an işeyecekmiş gibi hissediyordum kendimi. Fırat göğüslerimi emerken, elleri de belimle kalçalarım arasında gidip geliyordu. Daha fazla haz almak istiyordum. Yavaşça kucağından kalkıp onun boxerini sıyırdım, külodumu da indirdim. Tekrar kucağına oturduğumda, kazık gibi olmuş yarağı amıma sürtünmeye başladı. Fırat belini yavaş yavaş hareket ettirerek yarağını amımın sularıyla ıslatıyordu.

Parmakları şimdi göt deliğimi zorluyordu, ama daracık büzüğüm parmaklarını içine alamıyordu. Fırat amıma biraz daha sürtündükten sonra, beni kucağından indirip koltuğa yatırdı. Bacaklarımı ayırdığında, ona karşı koyarak bacaklarımı kapattım, kızlığımı parmağıyla bozmasından korktum. "Korkma, sadece yalayacağım aşkım!" diyerek, bacaklarımı tekrar ayırdı. Bu kez karşı çıkmadım. Diliyle amımın yarığını ıslatıp, dilini amımın deliğine soktu. Elimde olmadan ağzımdan bir 'Ohhh!' sesi çıktı. Fırat yüzüme bakıp gülümsedi ve dilini tekrar amıma daldırdı.

Nasıl bir zevkti bu, parmaklarımı Fırat'ın saçlarında dolaştırıyor, kafasını amıma bastırıyordum. Her bastırışımda Fırat'ın dili biraz daha amımın deliğine giriyordu. Dudaklarım kuruyordu, sürekli dudaklarımı ıslatıyordum. Bacaklarım titriyor, eklem yerlerinden terliyordu. Karnım inanılmaz şekilde kasılıyordu. Birşey olacaktı sonunda, tarif edemediğim bir hazza yaklaşıyordum. Ama uzun sürmedi. Fırat kafasını bacak aramdan çekip, beton gibi olmuş yarrağını sıvazlayarak kalktı. Ben de olduğum yerde doğruldum.

Fırat koca yarağını dudaklarıma değdirerek, "Ağzına al aşkım!" deyince iğrenerek dudaklarımı araladım. Dilimi yarağının tepesinde gezdirmeye başladım. Ellerimle gövdesinden tutarak yarağına 31 çektiriyordum. Fırat başını geriye atıp gözlerini kapattı. Zevk almasını istiyordum. Ezgi'yle izlediğimiz pørnølardaki gibi sakso çekmeye başladım. Elimi yarağından çekip, yarağını boğazıma kadar sokuyor, ağzımdan çıkarıp tükürükleyerek tekrar ağzıma alıyordum. Fırat saçlarımdan tutmuş, kafamı yarağına bastırıyordu. Her bastırdığında siki taşaklarına kadar boğazıma giriyor, beni nefessiz bırakıyordu. Zevk suları dudaklarımın kenarından göğüslerime damlıyordu.

Fırat ellerini saçlarımdan çektiğinde yarağını ağzımdan çıkardım. Koca yarağı ağzımdan kurtulunca Fırat'ın göbeğine çarpıp tekrar kafasını bana doğru dikti. Kafası mantar gibi şişmiş, mosmor olmuştu. Elimi taşaklarına atıp, onları okşayıp yalamaya başladım. Aslında bu bana eğlenceli gelmeye başlamıştı. Sanki ağzımda küçük pinpon topları vardı. Birini ağzımdan çıkarıyor, onu okşarken diğerini ağzıma alıyordum. Dilimi arada taşaklarının başladığı yere değdiriyor, sonra tekrar taşaklarını ağzıma alıyordum.

Fırat patlayacakmış gibi duran ve ucundan zevk sıvıları akan yarağını sıvazlayıp elimden tuttu ve beni ayağa kaldırıp, koltuğa domalttı. Kulağıma eğilip, "Kızlığına dokunmayacağım, analdan yapacağım aşkım!" diyerek alttan göğüslerimi avuçladı. Siki götüme dayanmıştı. Amım halen sırılsıklamdı. Sularımın bacaklarımdan süzüldüğünü hissediyordum. Fırat doğrulup pantolonunun cebinden kremi çıkarırken onu izledim. Parmağına bolca krem alıp, "Sen mi yapacaksın, ben mi yapayım aşkım?" dedi. Onun yapmasını istedim, sonuçta bu benim ilkimdi. Ne yapacağımı, nasıl yapacağımı bilmiyordum, ama Fırat tecrübeliydi.

Bacaklarımı ayırıp, kremi göt deliğime yedirdi. Gözlerimi kapatmış, götüme girmesini bekliyordum artık. Aklımdan binlerce şey geçiyordu. Kendimden utanıyordum, ama kendime engel de olamıyordum, Fırat'ı durdurmuyordum. Bütün bu düşünceler kafamdan şimşek gibi geçerken, Fırat yarağını göt deliğime dayadı. Korkudan kendimi sıkıyordum. O kocaman yarrak daracık göt deliğime nasıl girecekti? Fırat yarağını göt deliğime bastırmaya başladı, ama girmiyordu. Belimden tuttu, üzerime eğilip, "Aşkım sıkma kendini, serbest bırak. Acıtmayacağım, söz!" deyip memelerimi avuçladı.

Memelerimin uçlarıyla oynadıkça gevşedim, ben gevşedikçe Fırat yarağını yavaş yavaş göt deliğime bastırmaya başladı. Bir eliyle de amımı okşuyordu şimdi. Zevkten bacaklarım titriyordu, yıldızları sayıyordum. Derken Fırat yarağını götüme öyle bir bastırdı ki, kendimi öne atıp, "İstemiyorum!" diye çırpınmaya başladım. Fırat beni belimden kendisine çekip, "Aşkım yavaş yapacağım, ama kasma, sıkma bu kadar kendini, azıcık dişini sık!" diyerek eliyle amımı avuçladı. Kaçışım yoktu, az sonra götümden çatır çatır sikilecektim. Dişimi sıkmam gerektiğini düşünüp tekrar domaldım.

Fırat eliyle belime bastırıp, götümü iyice dikti. Biraz daha krem aldı ve parmağıyla göt deliğime iyice yedirdi. Biraz da yarağına sürüp tekrar bastırmaya başladı. İçimden bağırmak geliyordu, ama bağıramıyordum. Koltuğun kumaşını sıkıyor, kolumu ısırıyordum. Bir anda gözlerim karardı, acıdan kolumu ısırarak kanattım. Bayılacakmışım, ölecekmişim gibi hissediyordum. Acı o kadar keskindi ki, götüm ikiye ayrılıyor sandım. Fırat, "Aşkım girdi, kımıldama sakın!" diyerek yarağının kalan kısmını götüme ittirmeye çalışıyordu. Kendimi sıkmaya, kasmaya başladım. Fırat kendimi kastığımı görünce elini tekrar amıma atıp parmaklamaya başladı.

Hem acı, hem zevk... Birkaç dakika sonra kendimi tamamen bırakmıştım. Fırat yavaş yavaş götümde ilerliyordu. Yarağı mideme dayanıyordu sanki. Göt deliğimin genişleyip çay bardağının ağzı kadar açıldığını hissediyordum. Birden o acı kafamda müthiş bir ağrı yarattı. Fırat yarrağını taşaklarına kadar götüme sokmuş, alışmamı bekliyordu. O şekilde biraz bekledikten sonra yavaş yavaş hareketlenmeye, belini oynatmaya başladı. Götüm yırtılıyordu sanki. Hızlanmaya başladı, piston gibi götüme girip çıkıyordu. Gitgelleri o kadar sıklaştı ki, sonunda kendimi tutamayıp bağırmaya başladım. Fırat inliyor, bir eliyle de amımı parmaklıyordu. Kendimi koyvermiş, acı ve zevkin etkisiyle avazım çıktığı kadar bağırıyordum.

Fırat hırlamaya başlamıştı. "Ohhhh aşkım, götün daracık, ohhhhh!" deyişini duyuyordum. Onu daha da azdırmak ister gibi inlemeye başladım. Şimdi ben kendimi Fırat'ın yarağına bastırıyor, götümü ona siktiriyordum. Götümü yarağına bastırdıkça taşakları kalçama vuruyor, 'Şlopp, şlopp!' sesler çıkıyordu. Fırat belimden sıkıca tutup yarağını götüme öyle bir kökledi ki, gözümden yaşlar gele gele bağırmaya başladım. Kanırta kanırta sikiyordu götümü Fırat. Parmağımla amımı ovmaya başladım. Acı geçmiyordu, ama kendimi parmakladıkça zevk alıyordum. Fırat arkamda götüme pompalıyor, ara sıra eğilip terden ıslanmış sırtıma kapaklanıyor, göğüslerimi sıkıyor, uçlarıyla oynuyordu.

Yarağını götümden çıkarıyor, biraz sıvazlıyor, sonra tekrar köküne kadar götüme sokuyordu. Kalçalarımı tokatlamaya, "Orospum, ohhhh, götüne kurban olurum senin!" demeye başlamıştı. Bunları duydukça kendimi aşağılanmış hissediyordum, ama anlayamadığım bir sebepten daha çok azıyor, götümü iyice Fırat'ın yarağına bastırıyordum. Neredeyse yarım saattir götümde gidip geliyordu Fırat. Ağzından 'Orospum' kelimesini duydukça, yarağı götümdeyken belimi oynatıyor, yarağının götümün her yerine sürtünmesini sağlıyordum.

Fırat tekrar hırlamaya, göğüslerimi sıkmaya başladı. O kadar çok sıkıyordu ki, bir an göğüslerimi koparacak sandım. Tam acıya alışmıştım ki, Fırat kalçama bir tokat atıp, beni belimden kavrayıp kendimi öne itmemi engelleyerek götümün içinde makine gibi çalışmaya başladı. Bağırmaktan boğazım kurumuştu artık, bir an önce boşalsın istiyordum. İşeyecekmişim gibi hissediyordum kendimi, bacaklarım titriyor, dizlerim ağrıyordu. Fırat birden sikini götümden çıkarıp, "Ahhhhhh, geliyor aşkım, ohhh! Geldii, geldii, geldiii!" diye hırlayarak yarağını sıvazlamaya başladı. Belimde bir sıcaklık hissettim, belime attırıyordu döllerini. Boşalması bitmek bilmiyordu, tam bitti sanıp doğrulacakken, yarağını kalçalarıma sürüp birazını da götümün deliğine attırdı.

Sonra koltuğa oturdu. Biraz soluklanıp, "Aşkım bekle peçete alayım!" diyerek boxerini giydi ve odadan çıktı. Geldiğinde elinde koca bir rulo tuvalet kağıdı vardı. Belime attırdığı dölleri silip, doğrulmama yardım etti. Yüzüne bakamıyordum, utanıyordum. Hemen üstümü giydim. Yaşanmış ve bitmişti işte. Şimdi ne olacağını bilmiyordum. Fırat belime sarıldı ve yanağımdan öperek, "Seni seviyorum!" dedi. Ona doğru dönüp boynuna sarıldım. Ağlamak istedim, ama kendimi tuttum. Zavallı gibi görünmek istemiyordum, ama aslında tam da öyleydim. Kollarımı boynundan çekip, "Ben de seni seviyorum aşkım!" dedim.

Hayatım boyunca asla unutamayacağım, en büyük pişmanlığım olacak bir gün yaşatmıştı bana Fırat. (Sikilecek kız var, sevilecek kız var!) derken, şimdi sikilen ben olmuştum. Eve geldiğimde saat 19:00'a geliyordu. Evdekilerin hiçbir şeyden haberi yoktu, babamın yüzüne bakamıyordum. Duş alıp uyudum, bu yaşadıklarımın daha başlangıç olduğunu bilmeyerek...

[Melek]

Seks Hikayeni Yolla! « Ana Sayfaya Dön!

18+ YASAL UYARI:
Kaymak Gibi 66Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir. 18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Erotik Seks Hikayesi okumak kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
Copyright © All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: