Kaynanamla Önce Sanaldan Sonra Analdan! (4)

Genç Kaynanamla Önce Sanaldan Sonra Analdan! (4) (Orhan 29 Y., Adapazarı)

Televizyon izlerken telefonumdaki kaynanamın çıplak resimlerine baktım. Karımla güzel bir sikiş yaşamış olsam da onun çıplak, beyaz vücudunu görmek yarağımı sertleştirmişti. Bu gece de onunla görüşmek istiyordum. Yatak odasına geçtim, Arzu ve çocuklar mışıl mışıl uyuyordu.

Arka odaya geçip kapıyı kapadım. Bilgisayarı açıp Facebook'a girdim hemen. Solmaz anne tahmin ettiğim gibi online idi. "Nasılsın?" diye yazdım. Bir süre cevap vermedi yazıma. Sonra "İyiyim, yeğenimle konuşuyorum, biraz sonra ararım!" diye yazdı. Bir süre takıldım, sayfalarda gezindim, arkadaşların ve akrabaların paylaşımlarına baktım.

Yarım saat kadar geçtiği halde dönüş yapmayınca, "Benimle görüşmeyecek misin?" diye yazdım. Ama hemen, "Az dur, geliyorum!" diye yazdı, sanki mutfaktaydı da oradan gelecekti.

Birkaç dakika sonra beklediğim kameralı arama isteği geldi. Hemen tıklayıp açtım. Kamerayı daha doğrusu laptop ekranını bir süre ayarlamaya çalıştı, sonunda tamamladığında üzerinde sadece beyaz sutyeni ile ekranımı kapladı. Solmaz annenin bu görüntüsüne karşın ne olur ne olmaz diyerek kalkıp üzerindeki anahtarla kapıyı yavaşça kilitledim. Yeniden yerime oturup mikrofonlu kulaklığımı taktım.

"Kiminle konuşuyordun?" dediğimde, "Yeğenimle, ağabeyimin kızı. İstanbul'da üniversite okuyan var ya, küçük olanı..." dedi. "Bu halde mi konuştun?" deyince, "Kamera açmadım be, sadece yazıştık!" dedi. Ardından da, "Bakıyorum kıskançlık yapıyorsun!" dedi gülerek. "Öyle, ben kıskanç bir erkeğimdir!" dedim gülümseyip.

Arzu'yu sordu. Uyuduğunu söyledim. Korkuyla, "Orhan, çok dikkat et, bak gelip görmesin konuştuğumuzu!" deyince, "Merak etme, çoktan uykuya daldı o, gelmeden önce kontrol ettim ben!" dedim. Sonra da, "Ama sen de bir daha benim telefonumu arama!" dedim. "Neden?" diye sordu, cevap vermemi beklemeden de, "Arzu'yu kaç defa aradım, açmadı telefonunu, ben de seninkini aradım, ama o çıktı..." dedi.

"Ben balkondaydım, duymadım, telefonu Arzu açmış. Allahtan senin resimleri görmedi, eğer görseydi yarağı yemiştik. Onun için bir daha arama!" dediğimde sesi korkudan çatallaştı ve sinirlendi. "Bana merak etme dedin, gizli olacak dedin, bana güven dedin ama kendin yakalatacaktın bizi!" deyince, "Korkma, bundan sonra böyle bir şey olmayacak. Daha dikkatli olurum. Eve gelince hemen kızlarla oynamaya başladım. Telefon da sehpanın üstünde kalmış, unutmuşum. Bundan sonra bir daha olmaz, bu bana ders oldu merak etme. Ama sen de dediğim gibi beni habersiz arama sakın!" dediğimde yatışır gibi oldu, sesi rahatladı.

"Arzu niye açmadı telefonunu?" diye sorduğunda, "İşimiz vardı!" dedim. Yüzü ciddileşir gibi olup, "Ne işiniz vardı?" diye sordu. "Sikişiyorduk, onun için açamadı telefonunu!" dedim gülerek. Ancak kaynanamın yüzü düştü bu sözlerimden sonra. "Çok sağlam bir sikiş yaşadık karı koca!" dediğimde, "Allah muhabbetinizi artırsın!" dedi ciddi ve kalınlaşan sesiyle, kıskanmış gibiydi.

"Alınma hemen, daha fazlasını sen de yaşayacaksın. Cumartesi günü gidelim demişsin. Arzu gelmiyor Cumartesi günü, bir arkadaşının kızının doğum günü varmış oraya gidecek. Ben gidemem, sen annemle git dedi. Beraber gideceğiz, bütün gün yalnız olacağız!" dediğimdeyse birden yüzünün şekli değişti, heyecanlanır gibi oldu.

"Gerçek mi?" deyince, "Valla, niye yalan söyleyeyim sana, kız kendisi dedi. Sen annemle git dedi. Bakarım eğer işlerimi ayarlayabilirsem Cumartesi hiç dükkanı açmam sabahtan gideriz. En kötü ihtimal sabahtan açarım, işlerimi hallederim 11-12 gibi çıkarız. Zaten bir saatlik mesafe, uzun değil. Evde işimizi halleder, ondan sonra da gezeriz, yemek yeriz!" dedim yanıt olarak. İşimizi hallederiz dediğimin sikişmek olduğunu biliyordu elbette.

Solmaz annenin heyecanı daha da arttı, görüntüsünden ve hareketlerinden anlaşılıyordu kolayca. "Şu sutyenini açsana!" dediğimde, önce, "Neden?" diye sordu gülerek, ama sonra ellerini arkaya atıp sutyenin kopçasını açtı. Sutyenden kurtulan dolgun, şişkin memeleri sallanırken, "Biraz daha yaklaş kameraya, uzak durma!" dedim.

Sandalyesini öne doğru çekerek yaklaştı kameraya. Pembe yuvarlak başlı, beyaz memeleri karşımdaydı. Kalbim heyecanla atıyordu. "Çok güzel memelerin var, uçları Arzu'nunkilere göre daha etli, onları öyle bir emerim ki hiç sikmeme gerek kalmadan boşaltırım seni!" dedim. Kaynanam yutkundu, dudaklarını ısırır gibi bir hareket kapıp, "Öyle mi?" dedi. Onun benden daha heyecanlı olduğu çok belliydi.

Ayağa kalkıp soyundum, çırılçıplak kaldım. Yarağım serleşmişti. Kamerayı ayarladım, şimdi Solmaz anne ekranında damadının çıplak vücudunu ve kalkık yarağını görüyordu. Yarağımı sıvazlamaya başladım. "Seni bununla sikeceğim, daha önce hiç yaşamadığın tatları tadacaksın!" dediğimde hiç cevap vermeden ekrana bakıp durdu.

"Öyle durma, hadi sen de bir şeyler yap!" dediğimdeyse, "Ne yapayım?" dedi heyecandan titreyen sesiyle. "Ayağa kalk benim gibi hadi!" dediğimde öne çektiği sandalyesini geri itip kalktı ayağa. "Biraz uzaklaş kameradan!" deyince de sandalyeyi yana kaydırıp kameranın tam karşısına geçti.

Altında beyaz renkli kısa paçalı bir külot vardı. "Çıkar külotunu hadi!" dediğimde önce tereddüt eder gibi oldu, ama sonra yanlarından tutarak indirip çıkardı. Resimlerini gördüğüm amı şimdi ekranımda canlı yayındaydı. Kameranın karşısında öylece ne yapacağını bilmez gibi duruyordu. Benden talimat bekliyordu sanki.

"Amını ovala haydi, durma öyle. Kendini tatmin etmeni istiyorum, boşaltmanı istiyorum!" dediğimde, "Nasıl yani?" dedi şaşırmış gibi. "Amını ovala, memelerini avuçla. Kendini rahat bırak, sadece zevk almaya bak, başka bir şey düşünme!" deyince sol eliyle amını avuçladı ve yukarı aşağı biraz acemi hareketlerle de olsa ovalamaya başladı. Ben de yarağımı sıvazlamakla meşguldüm bu sırada.

Solmaz anne bir süre sonra sandalyeyi çekti ve sol ayağını üstüne attı, sağ ayağı yerde kalmıştı. Kendine güveni gelmeye başlamıştı. Şimdi sağ eliyle amını avuçlayıp ovalamaya devam ederken sol eliyle de memelerini avuçlamaya, ellemeye başlamıştı. "Harikasın, devam et bu şekilde. İşte böyle, yapabilirsin, devam et, durma!" dediğimde bir şey demedi ama her iki memesini de kaldırıp etli uçlarını emmeye çalıştı. Memeleri yaşıtı kadınlar gibi sarkık olmadığı için bunu yapmakta zorlanıyordu.

Amındaki sağ elinin hareketleri hızlanmaya başladı. Memelerini de daha sıkı tutmuş, parmaklarıyla uçlarını sıkıyordu. "Devam et, çok güzel, işte böyle, harikasın!" dedikçe kaynanam şevke geliyordu. Az sonraysa sırtını kameraya döndü ve sağ bacağını sandalyenin üstüne atıp öne doğru eğildi. Sağ eliyle amını ovalarken sol eliyle de memelerini avuçlayıp sıkıyordu. Başını ise yan çevirip kameraya bakmaya çalışıyordu.

Kaynanamın dolgun göt yanaklarının ve kalçalarının aldığı zevkle kasıldığını, gerildiğini görebiliyordum. Bu arada artık sesler de çıkarır olmuştu. Boğazından gelen derin hırıltılar kulaklığımdan beynimin en dip hücrelerine kadar yayılıyordu. Ben de daha hızlı sıvazlıyordum yarağımı aldığım keyifle.

Koca göt yanaklarının arasında derin bir vadiye benziyordu göt yarığı. Ve onun da ortasında bulunan göt deliği görünüyordu. Vücudu gibi göt yarığı da tertemizdi. Kıl, tüy vs yoktu. Yalnızca göt deliğinin ağzında çok az siyah kıl vardı o kadar. O deliğe yarağımı sokmak için yanıp tutuşuyordum. Artık kısa bir zaman sonra, Cumartesi günü bu dileğim gerçekleşecekti.

Yeniden yüzünü kameraya döndü, sandalyeyi itti ileri ve bu kez her iki eliyle etli amını avuçladı. Ellerini bastırıyordu amına, kendi kendini elleriyle sikiyordu sanki. Öne arkaya doğru sallanıyordu tüm vücudu. İri memeleri löpürdüyordu durmadan. "Devam et, çok güzel, süpersin, hiç durma devam et!" dediğimde beni daha da azdıracak şekilde kendini tatmin eder olmuştu.

Boğuk ve hırıltılı sesleri çoğalıyordu her geçen saniye. Amının dudaklarını ovalayıp sıkıyor sonra da tüm gücüyle ellerini amına bastırıyordu. Aldığı zevkle daha fazla o halde kalamayınca sol elini masaya, laptopun önüne koydu. Laptop ve kamerası sallanmaya başladı, bunun sebebi kaynanamın aldığı zevkti. Sol eliyle destek alırken sağ eliyle amını avuçlamaya, ovalamaya devam ediyordu. Yarı domalır halde olduğundan dolgun memelerinin sallanışları da ekranımın büyük kısmını kaplıyordu.

Biraz daha eğilir gibi oldu. Zevkten ayakta durmakta güçlük çekiyordu. Solmaz annenin boğuk, hırıltılı ve tiz sesleri şimdi daha yoğun şekilde kulaklarımdaydı. Uzun kumral saçları ekranımı kaplamıştı. Bu sırada benim de elim yarağımdan akan zevk sıvıları ile kaplanmış, ıslanmıştı.

Solmaz anne bir ara kaskatı oldu, hareketsiz kaldı, sanki tüm vücudu taş kesilmişti. Kısa süre sonra yeniden canlandı, doğruldu, dolgun vücudu sarsılıyordu. Amındaki ellerini hızla oynatıyordu. Sesleri, hırıltıları son raddesine gelmişti. Bu hali bir dakikaya yakın sürdü. Kendi kendini tatmin etmiş, boşaltmıştı.

Kendine gelince amındaki sağ elini ekrana yani kameraya doğru gösterdi. Parmaklarını açtı, amının zevk sıvıları ile kaplanmıştı eli. İğrenmiş gibi, "Iyyy bu ne?" dedi, kadın amının zevk sıvılarına bile yabancı kalmıştı.

Biraz sonra yeniden sandalyeye oturdu. Yere uzanıp külotunu aldı ve onunla ellerini sildi. Yüzü kızarmış ve terlemişti. Yarağım demir gibiydi, kameraya karşı sallayıp duruyordum. Solmaz anne, "Oldu mu, güzel mi?" diye sordu dudaklarında yorgun ve utangaç bir gülümseme ile.

"Harikasın, bak istediğinde nasıl yapabiliyorsun!" dediğimde, "Evet, oluyormuş!" dedi uzun kumral saçlarını arkaya atıp. "Gerçekten çok güzeldi!" deyince, "Bundan çok daha güzellerini birlikte yaşayacağız. İnan harika zamanlar bizi bekliyor. Kızının yaşadıklarından daha fazlasını yaşayacaksın!" dedim ve sandalyeye oturdum.

"Kocanla en son ne zaman yapmıştınız?" diye sordum. Biraz rahatlamaya ihtiyacımız vardı. "Neden sordun?" deyince, "Aramızda gizli saklı bir şeyin kalmasını istemiyorum, birbirimize daha yakın olalım, utanmaya, sır tutmaya gerek yok!" dedim. Ancak Solmaz anne, "Ölmüş adamın arkasından konuşmak günahtır!" dedi karşılık olarak.

"Ölmüş adamın arkasından kendini damadına teşhir etmek günah değil mi?" deyince biraz bozulur gibi oldu ama aslında ne demek istediğimi anlamıştı. Onu kırmak değildi niyetim, sadece konuşmasını istiyordum.

Başını sağa sola sallayarak, "Hatırlamıyorum..." dedi. "Ne kadar sıklıkla yapardınız peki, zevk alır mıydın?" diye sordum bu sefer. "Ayda bir yada iki sefer yapardık öyle çok değil, zevk falan aldığımı da bilmiyorum. Şimdi bile daha çok zevk aldım!" diyerek beni mutlu etti.

"Kendisi zevk almaya bakardı, ben almışım almamışım umurunda değildi. Öyle olmasa onca sene dayak atar mıydı bana? Küfür eder miydi? Bunu yapan adamın karısına zevk vermesi mümkün mü?" dedi sinirlenmiş gibi. "Peki hiç mi zevk almadın, hiç mi olmadı?" diye sordum bu sözlerinden sonra. "İlk 4-5 sene anca, ondan sonra olmadı. Zaten çocuklardan sonra insanın kendini düşünecek hali, zevki mevki kalmıyor..." diye ekledi.

"Peki neler yapardınız, ağzına alır mıydın mesela?" dediğimde yüzü kızardı. "Bunları niye soruyorsun, bunlar seni niye ilgilendiriyor?" dedi kızmış bir tonla. "Seni daha yakından tanımak istiyorum!" dediğimde, "Beni daha yakından tanımak istiyorsan Cumartesi gününü bekle. Ölmüş gitmiş adamla neler yaptığımı öğrenince mi beni tanıyacaksın?" dedi, sesindeki sertlik ve kızgınlık çoğalmıştı.

"Tamam kızma, özür dilerim!" dediğimde, "Yok yani özür dileyecek bir şey yok da ben unuttum gitti artık, hatırlamak bile istemiyorum onu. Senelerce bana kan kusturdu, artık onun hakkında sorular sorma bana. Sen kendin diyorsun geleceğe bakalım diye ama hep geçmişle ilgili konuşuyorsun!" dedi karşılığında. Belki de haklıydı, daha fazla geçmişinden konuşmamak en iyisiydi.

Solmaz anne bu kez konuyu kendisi değiştirip, "Senin iyi bir sikici olduğunu biliyorum!" dedi gülerek. Şaşırarak, "Nerden biliyorsun?" diye sordum. "Unuttun mu Arzu benim kızım senin de karın oluyor!" dedi. "Arzu mu anlattı sana yoksa?" dedim hayretten ağzım açık halde. Karımın böyle bir şey yapabileceği aklımın ucundan geçmezdi çünkü.

"Kızım 17 yaşında evlendi. Ona ne yapacağını, nasıl yapacağını ben söyledim gerdekten önce. Çok korkuyordu çünkü. Ben onu el bebek gül bebek yetiştirdim. Babası da sinirli herifin teki olunca kız evden dışarı adım atmaya korkar olmuştu. E evlendiğinde de doğal olarak çok korkuyordu. Onunla uzun uzun konuştum, anlattım. Senden zarar göreceğini, onu inciteceğini sanıyordu. Ben de konuşup rahatlamasını sağlamaya çalışmıştım. Karı koca arasında gerdek gecesi yapılması gerekenleri, neler olduğunu, korkmaması gerektiğini, bunun çok normal olduğunu tek tek söyledim. Sonra da bana anlatmasını istedim. Kocan sana ne yaparsa bana anlat demiştim. O da bana anlatmıştı. O gece kızımı 5 kere siktiğini, ne şekilde siktiğini biliyorum. Arzu hepsini tek tek anlatmıştı çünkü..." dediğinde, "Hadi be!" dedim inanmamış gibi.

"Bana inanmıyorsan kendisine sor istersen!" deyince, "Ya git işine, ben bile hatırlamıyorum doğru düzgün!" dedim. O gece çok heyecanlıydım, aynı zaman da çok gergindim. 17 yaşında bir kız karım olmuş ve koynuma girecekti. Bunun verdiği heyecanın yanında kapının hemen dışında annemle ablamın kanlı çarşafı bekliyor olmaları da inanılmaz germişti beni.

Solmaz anne, "Arzu o gece çok ağladığını, acı çektiğini söyledi. Hatta acıdan gelinliğin duvağını ısırdığını, dudaklarını kanattığını, bir ara da bayılır gibi olduğunu söylemişti..." dediğinde o gece olanları net şekilde hatırladım. Gerçekten o gece Arzu korkudan tir tir titriyordu. Koca yarağım daracık amına girip de gidip gelmeye başladığımda acısı azalsın diye o an elime gelen ilk şey olan kapalı gelinliğinin duvağını verip (Al şunu ısır!) demiştim. Arzu da güçlü dişleriyle duvağı öyle bir ısırmıştı ki dişleri duvağı delmiş ve dudaklarını kanatmıştı.

Acı ve korkunun etkisiyle kasılmış ve ağzında duvak varken bayılır gibi olup bir süre nefes alamıyormuş gibi kalmıştı. Ama hemen sonra duvağı ağzından çektiğimde kendine gelmişti. Aksırık ve öksürüğün arasında sümük ve salyası akmış, yüzüne ve göz kenarlarına yapılan koyu makyajın boyaları gözyaşlarıyla minik birer dereye dönüp yanaklarından süzülmüştü.

Yarağımın ilk girişiyle kızlık zarını patlattığımda akan koyu kanı yarağımı ve kasıklarımı kırmızıya bulamıştı. Amının çevresi, pembe dudakları ve kasıkları da bu yoğun kandan nasibini almış, bakireliğini simgeleyen bembeyaz çarşaf kızıl bir renge boyanmıştı. Boşalır boşalmaz yaptığım ilk şey altından çarşafı çekip hemen kapının önünde bekleyen annemle ablama uzatmak olmuştu. Onların sevinçle (Aslan oğlum, Maşallah kardeşime!) deyişlerini anımsadım.

Solmaz anne sonra konuyu yine değiştirip kayınbiradere getirdi ve (Anne Pazar günü gazinodan seninle kameralı konuşacağım) dediğini söyledi. Bana, "Askerde gazino mu var, ne gazinosu bu?" diye sorunca anlattım. Hatta ben anlatırken araya başka sorular sıkıştırmaya başlayınca birden karşısında askerlik anılarımı anlatırken buldum.

Sonunda konuşacak bir şey kalmayınca ve saat nerdeyse 02:00 olduğunda, "Benim uykum geldi!" dedi. Benim de gelmişti. Birbirimize iyi geceler diledik, bilgisayarı kapadım ve giyindim. Anahtarı çevirip kapıyı açtım. Yatak odasına doğru giderken birden Arzu'yu mutfaktan çıkarken gördüm. Elinde bir bardak su vardı.

"Sen kimle konuşuyorsun bu saate kadar?" dedi ciddi bir yüzle. "Kimle olacak, arkadaşlarla!" dediğimde inanmamış gibi, "Hee, arkadaşlarla, sen onu külahıma anlat. Doğru söyle!" dedi öfkeyle. "Ya manyak mısın kızım gece gece, git Allah aşkına!" dediğimdeyse ağlamaklı oldu, elindeki bardağı sertçe mutfağın tezgahına koyup hızlı adımlarla yatak odasına girdi.

Yanına uzandım, sırtını okşadım. Yanağından öpüp, "Canımın içi, kim olacak Allah aşkına, üç kuruş para kazanacağım diye bütün gün anam ağlıyor. Şu Facebook'dan başka neyim var benim, arkadaşlarla çanak okey oynuyoruz, gırgır makara, başka ne olacak?" dedim olanca nezaketimle.

Ancak Arzu, "İçerde fısır fısır konuşuyordun, kapıyı da kilitlemiştin!" dediğinde, "Seni rahatsız etmek istemedim onun için!" dedim. Demek Arzu kulaklık kulağımdayken içeriyi dinlemiş, kapıyı açmaya çalışmıştı. Ağzımda mikrofon olduğu için alçak sesle konuşuyordum. Kapıyı kilitleyerek yakalanmaktan kıl payı kurtulmuştum.

"Hareketlerin çok değişti senin son zamanlarda, gözümden kaçmadı. Başka bir kadın mı var yoksa hayatında?" diye sordu yan dönerek. Ağlıyordu. Yanaklarından öptüm, "Canımın içi ne kadını, ne diyorsun sen Allah aşkına, bu ne demek, nerden çıkartıyorsun bunları?" dediğimde, "Geçen fal baktırmıştım Nazmiye teyzeye. Kızım dikkatli ol, bir kadın var, ailenin içinden biri hem de. Kocana göz koymuş diye konuştu. Böyle söyledi bana!" dedi.

Bahsettiği Nazmiye teyze fal konusunda uzman biriydi, dedikleri arasında doğru çıkan çok şey olurdu. "Ya git işine, o manyak karı bunamış, götünden uyduruyor, sen de onun dediklerine inanıyorsun!" dedim ama Arzu çok farklı düşünüyordu. "Niye böyle tepki verdin, doğru mu yoksa, başka biri mi var?" diye sordu doğrulup. "Ya kızım manyak mısın sen, ne kadını, ne başkası, ne diyorsun sen. Yat uyu, adamı deli etme!" dedim ama Arzu dediklerimi duymamış gibiydi.

"Var var, sen de bir şeyler var. Son zamanlarda başka başka işler çevirmeye başladın, görüyorum ben. Kadının dedikleri çıkıyor. O amcanın kızı Zehra, kesin odur!" deyince, "Ya sen hasta mısın, ne Zehra'sı?" dedim sinirle. Manyak bir kadının falı başıma iş açmıştı.

Zehra, amcamın kızıydı. Kocasından boşanalı birkaç ay olmuştu, kayınpederin ölümüne yakın bir tarihte boşanmıştı. Boşandığı kocası da kendisi gibi öğretmendi. Kocasını önce görevden almışlar sonra da tutuklamışlardı. Zehra da onun yüzünden nerdeyse tutuklanacaktı. O da çareyi boşanmakta buldu. Benim gibi onun da iki kızı vardı. Boşanınca baba evine, amcamın yanına dönmüştü. Artık öğretmenlik yapamıyor, bütün günü evde geçiyordu.

Zehra benden 6 ay büyüktü, çocukluğumuz beraber geçmişti. Boşandıktan sonra birkaç kez görüşmüştüm. Bir keresinde de yanımızda Arzu ve çocuklar varken dışarda yemek yemiştik. O zaman Arzu'nun Zehra'dan pek hoşlanmadığını bakışlarından fark etmiştim.

"Kesin o dur, başka kim olacak? Kadın boşanır boşanmaz kendine koca aramaya başladı. Tabii hemen de ilk aşkına döndü!" diye diye söylendi bir süre. Ona göre ben Zehra'nın ilk aşkıydım. Sonra da, "Bana o Facebook şifreni vereceksin, kiminle neler yaptığını göreceğim. Öbür türlü ölürüm de seninle beraber olmam. Bu gece de burada yatmanı istemiyorum, git salonda yat!" dedi sinirle.

"Ya sen hasta mısın?" dedim, öfkem kabarıp patlamıştı sonunda. Bağırmam sonucu büyük kızım ağlamaya başlayınca, Arzu, "Allah kahretsin seni, çocuğu kaldırdın!" dedi sinirle ve kalkıp kızı aldı kucağına.

Ben de yastık ve yorganımı alıp salona geçtim, çekyatı açıp yattım. Karımla güzel bir sikişe imza atmış, sonrasında annesiyle sanal seks yapmıştım. Ama şimdi çekyatın üzerinde tek başıma yatıyordum...

[Orhan]

Seks Hikayeni Yolla! « Ana Sayfaya Dön!

18+ YASAL UYARI:
Kaymak Gibi 66Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir. 18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Erotik Seks Hikayesi okumak kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
Copyright © All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: